KRİPTO

JPMorgan raporu: Jeopolitik gerilim altın ve Bitcoin ETF’lerinde ters yönlü hareket yarattı

13 MAR 2026
JPMorgan raporu: Jeopolitik gerilim altın ve Bitcoin ETF’lerinde ters yönlü hareket yarattı

Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin yükselmesi yatırımcıların portföy dağılımlarını yeniden gözden geçirmesine neden olurken JPMorgan tarafından yayımlanan yeni bir analiz raporu altın ve Bitcoin ETF’leri arasında dikkat çekici bir sermaye hareketi yaşandığını ortaya koydu. Banka analistlerine göre İran ile bağlantılı çatışmaların başlaması yatırımcı davranışlarında belirgin bir değişime yol açtı. Raporda çatışmaların ardından altın ETF’lerinden çıkışların hız kazandığı buna karşılık Bitcoin ETF’lerine yönelik sermaye girişlerinin arttığı ifade edildi. Analistler bu gelişmenin yatırımcıların risk algısındaki dönüşümü yansıttığını belirtiyor. JPMorgan’ın değerlendirmesine göre dünyanın en büyük spot altın ETF’lerinden biri olan SPDR Gold Shares fonunda son haftalarda önemli miktarda sermaye çıkışı yaşandı. Bu çıkışın fonun yönetilen varlıklarının yaklaşık yüzde 2,7’sine karşılık geldiği belirtiliyor. Buna karşılık Bitcoin ETF’leri tarafında daha güçlü bir yatırım talebi oluştu. Özellikle BlackRock tarafından yönetilen iShares Bitcoin Trust fonuna net girişler gerçekleşti. Analistlere göre bu girişler fonun toplam varlıklarının yaklaşık yüzde 1,5’i seviyesine ulaştı. JPMorgan raporunda ayrıca yılın başından bu yana altın ve Bitcoin ETF’leri arasındaki sermaye akışı dengesinin son haftalarda değiştiği vurgulandı. Analistlere göre altın ETF’leri yılın ilk aylarında Bitcoin fonlarına kıyasla daha güçlü girişler görürken son gelişmelerle birlikte Bitcoin ETF’leri göreli olarak daha güçlü bir konuma geçti. Buna rağmen altın ETF’lerinin geçen yılın son çeyreğinde elde ettiği güçlü performansın genel tablo üzerinde hâlâ etkili olduğu ifade edildi. JPMorgan analistleri yatırımcı davranışlarında Ekim ayından itibaren önemli bir rotasyon yaşandığını da hatırlattı. Bu dönemde bireysel yatırımcıların Bitcoin’den altına yöneldiği ancak son jeopolitik gelişmelerin ardından bu eğilimin kısmen tersine döndüğü değerlendiriliyor.